Aztekler’den, Eski Mısır’a

Değerli taşlar Aztekler’den, Eski Mısır’a, İslam coğrafyasından Çin’e ve Eski Yunan’a renkleri, ışıltıları ve sağaltıcı etkileriyle asırlardan beri ilgi odağı olmuş ve olmaya da devam ediyor. Kristalize yapıları sebebiyle “kristal” diye adlandırılan yarı değerli ve değerli taşlar sadece aksesuar değil şifa kaynağı olarak da görülmüştür. Dünyaya ve insanoğluna yaşam enerjisini veren kozmik enerjiyi kristalize yapıları nedeniyle en iyi kristaller tutuyor, dönüştürüyor ve yayıyor. Kristalin yani doğal taşın oluşum süresini ortalama 30 milyon yıl olarak düşünürsek, doğal taşa enerji küpü diyebiliriz. Doğal olarak kozmik enerjiyle bağlantısı çok güçlü. “Kristalin”in enerjisi, doğadaki tek düzenli atomik yapıdır. Su ihtiva ettiği için müthiş bir hafızaya, kozmik enerji depoladığı için de evrensel bilgiye sahip.

Taşların olumlu etkileri sihirli güçlerden değil kristal yapılarından kaynaklanır. Doğal taşların kristal yapısı enerji üzerinde pozitif ve negatif yönlerde başkalaşmalara neden olur, yani enerjiyi dönüştürür, hızlandırır, yavaşlatır. Taşlardaki bu enerjinin sebebi; milyonlarca yıl yer altında, dünyanın enerji merkezine yakında bulunmaları ve yeryüzüne çıkarken pozitif enerji yüklenmeleri şeklinde açıklanıyor. Yeryüzüne çıktıklarında bir enerji yumağı halinde olan bu taşlar ve kristaller, depoladıkları enerjilerinden insanlara cömertçe dağıtıyorlar. Hatta bu taşların iyileştirme süreci sonunda kömür haline döndükleri de biliniyor. Sizden negatif enerji alıp pozitif enerji verirken fiziksel yapılarında bazı değişiklikler oluşuyor ve sonuçta sizi iyileştiren bu taşlar kendilerini yok ediyorlar.

Taşların Birinci etkisi enerji boyutundadır. Taşla insan enerjisi etkileşime girerek vücuttaki enerji blokajlarını giderir. İkinci etkisi ise taşların ihtiva etmiş olduğu minerallerin cilt yoluyla emilimi yoluyla ilaç haline getirilerek kullanılması şeklindedir.

Tüm değerli taşların kökeni, yeryüzü çekirdeğinin sürekli hareket halindeki ve daima dış yüzeye ulaşmaya çalışan erimiş magmasına dayanır. Bu kızgın kütlenin yalnızca küçük bir kısmı volkanik faaliyet ve lav akışı meydana getirir ve magma, çoğunlukla gezegenin alt tabakasındaki yeraltı çatlaklarına akar. Bu erimiş kaya ve mineraller kütlesine, kaynayan sular, buhar ve gazlar da eşlik eder. Bunlar soğurken bu yarıklarda biriken birçok mineralle birleşerek, kristalleri ve değerli taşları oluştururlar. Oluşum ve gelişimlerini milyonlarca yılda tamamlayan bu değerli taşlar, sürekli olarak içlerine, güçlü elektromanyetik enerji de depolarlar. İşte insanları şifalandıran şey, taşların içindeki mineral yapılarıyla birleşmiş olan bu elektromanyetik güçtür.

Dünyadaki saptanan 250 değerli taştan 36’sı Anadolu topraklarında bulunuyor. Türkiye, kuvars ailesi taşlar açısından da zengin bir ülke. Bu aileye mensup ametist ile enerjinizi dengeleyebilir, pembe kuvars ile radyoaktif ışınlardan korunabilirsiniz. 

Taşlardan istifade etmenin iki yolu var. Ya takı, kolye ya da anahtarlık yapıp yanımızda taşımak veya yaşadığımız mekanlarda bulundurmak. Şifa için alınan taşların ilgili olduğu çakralarda kullanılması gerekir. Kuars kristallerinin taşlar arasında özel bir yeri olup, insan hayatı üzerinde büyük etkileri vardır. En basit anlatımla enerji yönlendiricidir. Enerji tanzimi, tansiyon tanzimi, radyasyondan korunma, çakra açılmasında, şifacılıkta vb. kullanılır. Yatak odasında uykusuzluğu gideren dişi kuvarsı ve güzel rüyalar görmemizi sağlayan sarı topazı kullanın. Yatak odasında erkek kuvars kullanılmaz çünkü bu taş Ay’ın enerjisi tarafından uyarıldığı zaman çok güçlü enerji yayar ve uykusuzluğa neden olabilir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelen sitrin taşını mutfakta; göz hastalıklarına iyigelen ametisti bilgisayar odasında; kalp çarpıntılarını düzenleyen olivin taşını dinlenme odasında, lapis taşını solunum yolları hastalıklarında etkin olmasının yanı sıra negatif enerjiden koruma özelliğinden dolayı yatak odanızda kullanabilirsiniz.