3173e03255824a5076a014bc8299c13b

KRİSTALLER KATILAŞMIŞ IŞIKTIR

Şamanizme göre kristaller katılaşmış ışıktır. Enerji yayarlar, toplarlar, dönüştürürler, çekerler ve iterler; aynen bir mıknatıs gibidirler. Ve evrenin en eski bilge varlıklarıdır. Bizden önce onlar vardı. 
Cep telefonu, telsiz ve bilgisayarlardan yayılan radyasyonu toplarlar, zihinsel konsantrasyonu kuvvetlendirirler. Zihinsel bir simya yaratırlar. Her hastalık bir negativitedir. İlaçların yanı sıra destekleyici ve şifa kaynaklı kullanılabilen cisimlerdir. Durağandırlar ama Einstein’ın dediği gibi enerjinin katılaşmış formudurlar.
Sağlıklı olmanın yolu beden-zihin-ruh arasındaki dengeyi koruyabilmekten geçer. Bazen bunu gerçekleştiremiyoruz. Çünkü çok önemli bir rakibimiz var; egomuz... Her an, her dakika yakamıza yapışıp bizi tuzağa düşürmek için hazır bekliyor.
Öz benliğimizle bütünleşebilmek için iyi düşünceleri hayatımızda daim tutmalıyız. Bunu bir yaşam şekli, bir disiplin olarak görürsek egonun oyunlarına daha az geliriz.
Ve tabii ki müzik... Bilhassa Bach’ın ve Beethoven’ın müziğini dinlemek kişinin titreşimlerini evrenin titreşimleri ile rezonansa getiriyor. 
Altın oranı ve Fibonacci’nin sayısal sekanslarını kullanan Bach evrenin doğal ritmini yakalamış bir kompozitördür. 
Benim en çok üstünde durduğum taş grubu kuvars grubudur. SIO2 kimyasal formüle sahip olan bu grup piezzoelektrik taşlardır. Üzerine uygulanan belli bir basınç, kristal yüzeyleri arasında bir elektriksel gerilim yaratır. Bu özelliğinden dolayı bugün kristaller teknolojide kullanılıyor. Kristaller olmasa bilgisayar sistemi için her şey daha zor olabilirdi. 
Bilindiği gibi katı maddeler yüklü parçacıklardan oluşur ve bir katı madde içinde negatif ve pozitif yüklü parçacıklar dengededir. Ancak mekanik bir yolla taşın üzerine bir kuvvet uygulamak yüzey yüklerinin oluşmasına neden olur, bir elektrik alanı yaratır. Bu elektromanyetik alan aura dediğimiz enerji bedenin kendisidir. Yani taşlar canlı varlıklardır. Tüm evrenin canlı bir organizma olduğu gibi.
Bloga dön